sanırım insanların arkasından bakmak, onların gidişini izlemek en sevmediğim şeylerden birisi.
her zaman kalan olmaktan ziyade, giden olmayı tercih edişim de bu yüzden oldu galiba. çünkü kalmak en çok acıtan. gitmek her zaman daha kolaymış gibi.
çünkü gidersin ve birileri arkandan gidişini seyreder senin.
yani birini bir yere göndermek, uzaklara gitmesini izlemek, hatta öylece bakakalıp izlemek bana göre olmadı hiç. yani demek istediğim, o giderken peşinden gidesim, bir daha bir daha sarılasım öpesim gelir içimden.
evet, kesinlikle gitmek daha kolay kalmaktan.
gidersin ve birileri senin arkandan gözyaşı döker.
artık hissizleşmeye, hayatınızda bir çok şey kötü gitmeye başlar. zaten hep böyle olur ya, ne zaman kötü bir şey olsa başka şeyler de olacakmış gibi haber verir önceden. düzelmesini isterseniz, aklınıza geldikçe o anlar kötü hissedersiniz. keşke hiç olmasaymış dersiniz binlerce kez. binlerce kere o anları silmeye çalışırsınız beyninizden. onları silip, güzel olanlara hafızanızda yer açmaya çalışırsınız. fakat şöyle de bir gerçek vardır ki bitmiş gitmiş ama güzel olan anıları hafızanıza kazırsanız, sizi ne kadar üzmüş olsa da yaşattığı o güzel bir iki anıdan ötürü o anlara dönmek istemenize sebep olacaktır. veyahut da o kişiyi, o anları özlemenize. siz kötüleri aklınızdan atmaya çalışıp güzelleri koymaya çalıştıkça aslında daha da çok geçmişe dönmek istersiniz. yani yaptığınız tamamen büyük bir aptallıktır.
çünkü insan acılarını unutmamalı.
insan onu üzen şeyleri, acı çektirenleri unutmamalı ki aynı hatayı tekrar yapmasın.
nefret edilecek kadar büyük bir şeyse bile nefretini nötrleştirmesin. kalsın öylece.
çünkü sonra biri çıkarsa karşınıza. yani bir gün olur da o kadar kötü şeylerden sonra biri çıkar da karşınıza, sizi mutlu etmek için elinden geleni yaparsa. tüm korkularınıza rağmen ona evet diyebilin diye. sizi sevgisiyle şaşırtabilsin diye. iyi şeylerin de çok uzak olmadığını size düşündürebilsin diye.
elinizden tutup sizi bırakmayacak birine sahip olduğunuzu bilin diye.
ve sizin için gerçekten çabalayan bir insansa bu kişi, her şeye rağmen sizi beklemişse, sizin haberiniz yokken bile peşinizden gelmişse sizin, bırakmamışsa sizi, hiç bırakmak istemiyorsa, bakarken gözlerinizi çevirmenize sebep olacak kadar çok ve anlamlı bakıyorsa size, dokunduğunda mutlu oluyorsanız, yanından ayrılmak istemiyorsanız, sanki daha önce hiç kimseyi öpmemişsiniz gibi öpüşürken ne olduğunu anlayamayıp bocalıyorsanız, kokusunu ve nefesini hissettiğinizde ne olduğunu anlayamıyorsanız, ve her şey buna rağmen onun için olmasa da sizin için hızlıymış gibi geliyorsa ve kendinize ne olduğunu bir türlü çözemiyorsanız.
bırakın biz buna aşk diyelim.



